Bir Dönüm Noktası: Türkiye-Afrika Zirvesi

Kategori Kategori: Konuk Yazarlar | Okunma 183 Okunma | Yazar Yazan: hhepsev | 19 Ağustos 2008 15:04:07

Bu zirve, hem Türkiye için hem de Afrika için tarihi bir olaydır. 20. asrın başlarında kardeşlik ilişkileri koparılan bin yıllık dostların yeniden buluşması demektir. (Hasan Celal Güzelin yazısı ve konuyla ilgili haber)

Bir Dönüm Noktası: Türkiye-Afrika Zirvesi
 
Türkiye’nin Afrika’ya açılım politikası, dün İstanbul’da başlayan ‘Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’ ile çok önemli bir dönüm noktasından geçiyor. Ocak ayı sonunda Addis Ababa’da düzenlenen toplantıda, Türkiye’nin Afrika’nın stratejik ortağı olduğu teyit edilmişti.
 
Bu zirve, hem Türkiye için hem de Afrika için tarihî bir olaydır. 20. asrın başlarında kardeşlik ilişkileri koparılan bin yıllık dostların yeniden buluşması demektir.
* * *
 
15 Eylül 868 tarihinde Tolunoğlu Ahmed Bey’in Kuzey Afrika’da Tolunoğlu Türk Devleti’ni kurmasından bu yana tam 1140 yıl geçti. Daha sonra İhşîdîler, Eyyûbîler, Memlûkler ve Osmanlılar, Afrika’da hükümran oldular. Osmanlı Döneminde Türkler, Afrika’nın tamamına hâkim idiler. Afrika’da kurdukları eyâlet, vilâyet ve ilçeler yüzyıllar boyunca devam etti. Meselâ, Yemen Beylerbeyi Özdemir Paşa’nın 1555’te kurduğu ‘Habeş Eyâleti’, 1916 yılına kadar dört asra yakın mevcudiyetini sürdürdü. Habeş Eyaleti’ne bugünkü Etyopya, Somali, Eritre ve Cibuti dahil bulunuyordu.
 
Osmanlı Devleti, genellikle zannedilenin aksine, Afrika’da sadece Mısır ile Libya, Tunus, Cezayir gibi ‘Garp Ocakları’yla meşgul olmadı. Doğu, Batı, Orta ve Güney Afrika ile de ilgilendi. Orta Afrika’daki Kanum Bornu Sultanlığı’nı hâkimiyeti altına aldı ve ‘Sudan Eyâleti’ne bağlı olarak ‘Hatt-ı Üstüva (Ekvator) Vilâyeti’ni kurdu. Osmanlı’nın bazı ilçeleri sonradan bağımsız devletler olmuştur. Meselâ, ‘Reşade İlçesi’ Çad Devleti, ‘Kavar İlçesi’ ise Nijer Devleti hâline gelmiştir.
 
Osmanlı Güney Afrika’da da faaliyette bulunmuştur. Güney Afrika’da Osmanlı Türk sevgisi o derece yaygınlaşmıştır ki, 1911’de İtalya’nın Trablusgarp’ı işgali sırasında, Johannesburg’daki Müslümanlar gönüllü olarak savaşmak istediklerini Osmanlı Harbiye Nezareti’ne bildirmişlerdir. Ayrıca, Millî Mücadele sırasında Güney Afrika’dan da para yardımı yapılmıştır.
 
Türkler, Afrika’da aslâ sömürgecilik yapmamışlardır. Tam aksine, Batı emperyalizminin sömürgeciliğiyle mücadele etmişlerdir. Afrika’nın hemen her yerinde Türk eserlerini görmek mümkündür. Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. asrın sonundan itibaren zayıflaması üzerine, Batılı kolonyalist güçler karşısında Afrika’yı koruması zorlaşmış; bunu fırsat bilen sömürgeciler 19. asır boyunca Afrika’yı insafsızca sömürmüşlerdir.
 
Türkiye, ilk olarak Özal döneminde Afrika’nın farkına varmış ve Afrika ülkelerine önemli ölçüde insanî yardım yapmaya başlamıştır. Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın yeniden başlattığı ‘Afrika Açılımı’ fevkalâde olumlu ve önemli bir harekettir.
* * *
 
İstanbul’daki Türkiye-Afrika Zirvesi’nden sonra süratle yeni projelerin geliştirilmesi ve Türkiye’nin Afrika açılımının hızlandırılması gerekir. Şöyle ki;
 
1. Bütün Afrika ülkelerinde Büyükelçiliklerimiz ve önemli merkezlerde ayrıca Konsolosluklarımız açılmalıdır.
2. Afrika ülkelerinin tamamının devlet başkanları, başbakanları ve bakanları, bir program dahilinde Türkiye’ye davet edilmelidir. Afrika ülkelerine çeşitli heyetler gönderilmelidir.
3. Afrika ülkelerine karşılıksız malî, teknik ve insanî yardımlar yapılmalıdır.
4. Afrika ülkeleri ile iş konseyleri, ortak ticaret odaları kurulmalı; Türk bankalarının şubeleri açılmalı ve Türk yatırımcıların teşviki sağlanmalıdır.
5. Afrika ile kültürel ilişkiler de geliştirilmelidir.
6. Türkiye’de ‘Afrika Araştırma Merkezleri’ kurulmalıdır.
* * *
 
Afrika’nın en uzak köşelerinde dahi atalarımızın izlerini bulabilirsiniz. Nijerya’da Shitta Bey Camii’nden Somali’deki Ulu Cami’ye kadar, sömürgecilerin tahribatına rağmen hâlâ her yerde biz varız.
 
Bundan sonra da Afrika’ya dostluk, barış, sevgi ve şefkat elimizi uzatmalıyız.
 
(Bakınız: Numan Hazar, Küreselleşme Sürecinde Afrika ve Türkiye-Afrika İlişkileri, Yeni Türkiye Yayınları, 2003; Prof. Dr. Ahmet Kavas, Osmanlı Devleti’nin Afrika Kıtasında Hâkimiyeti ve Nüfuzu, Osmanlı, 1999.)
 
*Hasan Celal Güzel'in bu yazısı 19.08.2008'de Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır. (bkz. http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&ArticleID=894404&Yazar=HASAN%20CELAL%20GÜZEL&Date=19.08.2008&CategoryID=97 )
--------------------
 
Zirvenin önemi
 
İstanbul'de yapılacak Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesinde, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle ilişkilerini daha da geliştirecek ilave yol ve yöntemlerin belirlenmesi planlanıyor.
 
Türkiye, bu zirveyle Afrika ülkeleriyle her alanda işbirliğine ivme kazandırmayı ve bu işbirliğini sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlıyor.
 
Ankara, 1998 yılında benimsediği Afrika Eylem Planı doğrultusunda bu kıtaya açılımını sürdürürken, bu kıtayla işbirliğini geliştirme arzusu çerçevesinde, ilk kez düzenlenecek zirveyi her 5 yılda tekrarlamayı planlıyor.
 
Türkiye-Afrika ilişkileri
 
Sahra Altı Afrika'sında ilk büyükelçiliğini 1926 yılında Addis Ababa'da açan ve bugün bu kıtada 12 büyükelçiliği bulunan Türkiye, bu sayının yeterli olmadığından hareketle, gelecek yılın sonuna kadar, özellikle Sahra Altı Afrika'sında 15 yeni büyükelçilik açmak için çalışmalarda bulunuyor.
 
Türkiye-Afrika ilişkileri, siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel ilişkilere ivme kazandırmak amacıyla 1998 yılında Afrika Eylem Planının benimsenmesinin ardından yoğunluk kazanırken, Türkiye, 2005 yılını da "Afrika Yılı" ilan etmiş ve Türkiye'den Afrika ülkelerine üst düzey ziyaretler düzenlenmişti.
 
Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle ekonomik ilişkilerinin de güçlendiği gözlenirken, 2005 yılında toplam 9 milyar dolarlık ticaret hacminin, 2007'de 13 milyar dolara yükseldiği, bunun 6 milyar dolarının Sahra Altı Afrika ülkeleriyle olan kısmı oluşturduğu ifade ediliyor.
 
Türk şirketlerinin Afrika'daki yatırımlarının toplamı da 400 milyon doları geçerken, Türk firmalarının Afrika'da 2007 yılında üstlendiği projelerin toplamı da 5,8 milyar dolar.
 
Kıtadaki 8 barışı koruma operasyonundan 6'sına fiili katkıda bulunan Türkiye'nin, 2005 yılından bu yana Afrika ülkelerine verdiği insani yardımların değeri 12 milyon doları geçti. Önümüzdeki dönemde de Türkiye, Afrika'daki kalkınma projelerine 50 milyon dolarlık ek ödenek verecek.
 
THY de 2005 yılından itibaren Afrika ülkelerine olan uçuşlarını artırırken, aynı yıl Afrika'daki ilk ofisini Addis Ababa'da açan TİKA, 2006 yılında Hartum, 2007'de de Dakar'da yeni ofislerini hizmete soktu.
 
Türkiye ayrıca, Afrika ülkelerinden öğrencilerin büyük çoğunluğuna yüksek öğrenim bursları sağlarken, 2007-2008 eğitim öğretim döneminde Afrika ülkelerinden öğrencilere 300'ün üzerinde burs tahsis edildi.
 
Diplomatik kaynaklar, Afrika ülkelerinin de Türkiye'nin kıtada daha etkin roller üstlenmesini arzu ettiğine işaret ederken, Türkiye'nin AfB tarafından stratejik ülke ilan edilen az sayıda ülkeden biri olduğuna dikkat çekiyor. AfB, bugüne kadar sadece Çin, Japonya, Hindistan, Güney Kore, Güney Amerika, AB ve Türkiye'yi stratejik ortak ilan etti.
 
(bkz. http://www.cnnturk.com/HaberDetay/Turkiye/2/Turkiye-Afrika_Birligi_Zirvesi_basladi/490738/0 )

Arama ARAMA


İSTATİSTİKLER

18 kategori altında, toplam 174 yazı bulunmaktadır.